hande soral fan
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 küçük kadınlardan röportaj

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
tülin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1394
Yaş : 31
Nerden : dileğin sitesinden
TAKIMLAR :
RUH HALLERİ :
Kayıt tarihi : 09/10/08

MesajKonu: küçük kadınlardan röportaj   Salı Kas. 25, 2008 1:33 pm

‘Teklif gelince kitabı yeniden okudum’
FULYA?ZENGİNER
Çocukken oyunculuğa özenir miydin?
Çocukken de beni istiyorlardı, ben de istiyordum ama ailem ‘Lise bitmeden olmaz’ diyordu. Lise bitince bir ajansa yazıldım. Yardımcı oyuncu ajansıymış ama iyi ki gitmişim. Kısa bir dönem, konservatuvar sınavına hazırlanmak için ders aldım. İki bölüm ‘Doktorlar’da, sonra ‘İki Aile’ dizisinde rol aldım, o bitmeden de ‘Küçük Kadınlar’ başladı. Konservatuvarı çok istiyorum, tiyatroyu çok seviyorum. Lisede istemiştim, hocam ‘Yapamazsın’ diyerek tiyatrocuların arasına almamıştı beni.

Romanı okumuş muydun?
Çok küçükken okumuştum. Görüşmeye gidince tekrar okudum bir günde. Çok heyecanlandım. Ben Amy’nin büyümüş haliyim. Amy kitapta kızların en küçüğü, 10-12 yaşlarında. Dizideki Yeliz 17 yaşında, Amy’nin büyümüş hali gibi.

Yeliz’i seviyor musun?
Gerçek hayatta belki de zor tahammül edilecek biri ama yaşadıklarından dolayı yaptıklarında haklı.

Başından geçen bir taciz hikâyesi var. Bunun üzerine düşündün mü?
Gerçek hayatta da çok korktuğum bir şey bu. Senaryo gelince ‘Allah, ne yapacağım!’ dedim. Bu rolü çok seviyorum, en çok da bu yüzden. Çok fazla şey yaşıyor Yeliz, sağı solu belli değil. Evden kaçıyor, tecavüze yeltenen oluyor, hırsızlık yapan bir arkadaşa sahip, intihara kalkışıyor...

Senin ergenlik dönemin nasıldı?
Bu kadar değil ama biraz sorunluydu. Ergenlikte aileden birini, ki Yeliz ikisini birden kaybediyor, kaybetmek çok zor. Onu yaşadım ben de. Benim de ergenliğim zor, üzgün, bunalımlı geçti. O yüzden Yeliz’i içime dönüp çıkartmaya çalışıyorum zaten.
*****
‘Bilge’yi seviyorum ama biraz bilmiş...’
ELİT?İŞCAN
‘Küçük Kadınlar’ ilk dizin ama Reha Erdem’in ‘Beş Vakit’ini izleyenler seni Yıldız olarak hatırlıyor. Nasıl başladı her şey?
Oyunculuğa ilgim okulda başladı.
Bu yıl Kemer Kolej’den mezun oldum, orada sekiz yıl drama eğitimi aldım. Reha Erdem’in yardımcıları cast için okula gelmişti. Başta istemiyordum, utanıyordum. Israr ettiler, olunca da çok sevindim. Oyunculuğa, sinemaya meraklıydım. Daha önce tanımıyordum Reha Erdem’i. Seçilince araştırdım internetten. ‘Korkuyorum Anne’yi izledim, sonra da tüm filmlerini, şimdi bayağı seviyorum. ‘Beş Vakit’i birinci izlediğimde beğenmiştim, yani kendimi beğenememiştim ama genel olarak filmi beğenmiştim. İkinci kez izlediğimde daha fazla şey anladım. Sonra dört defa filan izledim.

En çok hangi filmini seviyorsun Reha Erdem’in?
‘A Ay’ı çok seviyorum. Aslında birazcık zorluk çekiyorum anlamakta ama o da hoşuma gidiyor. Üzerine düşünüyorum. Mesela bir gün ‘A Ay’ı izliyorum, Yekta’nın ne anlama geldiğini öğreniyorum, açıp soruyorum, ‘Neden ismini Yekta koydun?’ diye... ‘Beş Vakit’i ilk izlediğimde aslında çok da anlam verememiştim. ‘Bir samimiyet duyuyorum ama neden acaba?’ diyordum. Ama şimdi daha çok şey anlayabiliyorum.

Başka dizi teklifleri de gelmiştir herhalde. Neden bu diziyi seçtin?
Geldi ama istemedim. Dizilere en azından çok da küçükken başlamak istemiyordum. ‘Küçük Kadınlar’ın senaryosunu beğendiğim için girdim ama bir nedeni de... Aslında bir türlü anlatamıyorum ben onu... Çok fazla da tanınmak istemiyorum. Annemlerle beraber senaryoyu okuduk. Aileme ve Reha Erdem’e danışıyorum dizi tekliflerini. Her zaman bir şey olduğunda danışıyorum zaten Reha Erdem’e. ‘Küçük Kadınlar’ romanını biliyordum ama okumamıştım. Sonradan filmini izledim.

Dizide canlandırdığın Bilge, romandaki Beth’e yakın. Bilge’yi nasıl buluyorsun?
Evet ama bazı açılardan değişiyor. Beth de, Bilge de hasta ama romanda hasta olan kız biraz da yaramaz biri sanki. Birebir aynı değil. Bilge’nin çok kitap okuması hoşuma gidiyor, ben de kitap okurum, çok severim. O yönlerden seviyorum ama bazen bilmiş bilmiş konuşması saçma geliyor.

‘Psikoloji eğitimim oyunculuğuma hizmet etti’
HANDE?SORAL
Bir gün ‘Komedi Dükkânı’nda sahneye çıkıp oyuncu adayı haline geliyorsunuz. Sizin aklınızda böyle bir şey var mıydı?
Televizyon oyunculuğu yoktu ama tiyatro her zaman aklımdaydı. Okul bittikten sonra tekrar bir sahne, bir tiyatro istiyordum ama televizyon oyunculuğu gibi bir hayalim yoktu. Tiyatroyla daha önce ilgilendim, çocuk oyunlarında oynadım, dersler aldım, atölyelere katıldım ama başka alana yönelince tiyatro kaldı. Okul bittikten sonra dönmeyi düşünüyordum. Psikoloji okumayı da çok istiyordum. Aslında ikisini bağlantılı görüyorum. Sonra ‘Komedi Dükkânı’ oldu, sahneye birini çağırmışlardı, ben çıktım. Ardından yapım şirketi benimle konuşmak istedi, anlaştık ve Plato Okul’da Ayla Algan’la derslere başladım. Program yayımlandığı zaman cast’ı yapan ajans da izlemiş ve beni sormuş. Daha sonra ajans da görüşmek için tekrar çağırdı.

Üniversitede psikoloji öğrencisiyken, bir dizide rol alarak başka yöne kaydınız yani...
Psikoloji eğitiminin bir tek oyunculuğuma değil, hayatıma da etkisi oldu. Eğitimim, belki de hiç fark etmeden, oyunculuğuma hizmet etti. Dizi, ilk zamanlar çok zordu. Final dönemimdi. Ama gün geçtikçe her şey rayına oturuyor. Armi karakterini seviyorum, arkadaş olurdum onunla. Çok ortak yönümüz yok. Ben 17 yaşındayken de Armağan’a çok benzemiyordum. Armağan fırtınaları dışarı da gösterirmiş gibi duruyor ama içinde yaşıyor. Kardeşlerini, ablasıyla birlikte, bir arada tutmaya çalışıyor. Ben o kadar zor şeyler yaşamadım. Karakter olarak da çok benzemiyoruz, Armağan çok çabuk parlıyor, hemen sinirleniyor.

‘Küçük Kadınlar’ romanını bilir miydiniz?
Kitabı okumuştum küçükken. Filmi de sonra birlikte izledik. Jo ile Armağan çok benziyor. Daha önce okuduğumda Jo ile özdeşleştirmemiştim kendimi. Armağan gibi bir karaktere yakın olmadığım için kendimi ona yakın hissettirmedim. Ajansa kırmızı rujlu, saçım toplu bir şekilde geldim, bir şey çaktırmadılar ama sonra birbirlerine ‘Yok, ne yapıyorsunuz?’ demişler. Ertesi gün deneme çekimine geldim. Altımda kot, makyaj yok, saçlar salık, üstümde bir tişört. O zaman ‘Bu olur!’ demişler.
*****
‘Sessiz yönetmen severim yani bağırmayan, sakin...’
SELİN?ILGAR
Dizinin en küçük kadını olan yedi yaşındaki Cansu’yu canlandıran Selin Ilgar, Mayıs 2006’dan beri reklam ve dizi dünyasının içinde. Rol aldığı bolca reklam filminin yanında ‘Sihirli Annem’, ‘El Gibi’ dizilerinde, sinema filmi ‘Beyaz Melek’te rol almışlığı var. ‘Küçük Kadınlar’, sekiz yaşındaki oyuncunun erken başlayan kariyerinin en uzun soluklu işi. Çalışacağı yapımların kararını ailesinin de katkısıyla, çoklukla kendisinin verdiğini öğreniyoruz. Kanının kaynamadığı, çalışmaktan hoşlanmayacağı insanların yer aldığı bir işi baştan kendisi reddediyormuş zira. Kriterini “Sessiz yönetmenleri seviyorum. Yani bağırmayan, sakin olan...” diye özetliyor. Annesinin çocukluğunda okuyup sakladığı ‘Küçük Kadınlar’ kitabı, biraz daha büyüyünce okuması niyetiyle bir köşede bekliyor. Bol ablalı bir evin en küçüğü, dizideki halasının evlat edinmek üzere göz koyduğu Cansu’yu soruyoruz, “Arkadaşım olmasını isterdim de... Keşke daha akıllı olsaydı Cansu, biraz saf. Her şeye inanıyor” diye dert yanıyor canlandırdığı küçük kızın huyundan. Oyunculuk cezbetse de ilerisi için hayali, çocuklar arasında popülaritesini yitirmemiş mesleklerden olan doktorluk. Şimdilik sokaktaki hayranlarıyla iletişimi ilerletmekle meşgul: “Sokakta beni görünce, ‘Sen Küçük Kadınlar’da oynuyor musun?’ demiyorlar, kendilerine güveniyorlar çünkü. Hemen
‘Çok üzüldüm’ filan diyorlar.
Ben de ‘Teşekkürler’ diyorum. Cansu’nun başına neler geleceğini bazen ben de
merak ediyorum.”
*****
‘Elif’in ne yapacağını anlamaya başladım’
EKİN?TÜRKMEN
Oyunculuğa başlama hikâyeniz tesadüflerlerle şekillenmiş...
O zamanlar İzmir’de yaşıyordum, sahnede olmayı çok seviyordum ama istediğim oyunculuk muydu, bilmiyordum. Dans ettim bir dönem, modellik yaptım... Oyunculuğa başladığımda, asıl istediğimin bu olduğunu anladım. İzmir’de küçük bir mahallede büyüdüm; tiyatro izlememiştim o zamana kadar, sinemaya çok nadir gidiyordum. Yedi yıldır oyunculuk yapıyorum. ‘Ekmek Teknesi’ndeyken rahmetli Savaş Dinçel, “Seninle aynı sahneyi paylaşmayı çok istiyorum, sen de bunun için elinden geleni yapmalısın” diyordu. Bunun için Haliç Üniversitesi Konservatuarı Tiyatro Bölümü’ne girip bitirdim. Sezonda da devam edecek olan, Şakir Gürzumar’ın yönettiği ‘Dalga’ adlı oyunda rol alıyorum. Sezonda Kenterler’de oynadık. İki de ödül aldık; 2008 Afife Tiyatro Ödülleri’nde Tiyatroda Yeni Kuşak Özel Ödülü ve Lions’lardan Genç Yetenek Teşvik Ödülü.

‘Küçük Kadınlar’a nasıl girdiniz?
Televizyonda ‘Tutar mı, çalışma şartları ne’ gibi kriterlere bakıyorum. İyi yönetmen, senaryo, oyuncular diye değerlendirmek zor. Bir kere ‘Küçük Kadınlar’ın D Yapım’ın işi olması önemliydi, tutabileceğine çok inandım. Bu bir klasik zaten, onun içinde olmak güzel. İlk başrolüm, daha çok oyun alanım var. Bunlar tabii ki etkendi.

Elif, beş kızın en büyüğü. Anne-baba ölünce sorunlar, kardeşlerin sorumluluğu da ona kalıyor. Size verilenler dışında ne kattınız Elif’e?
Çok zor bir rol değil Elif; beni daha çok yüksek, öfke duyulması gereken roller zorluyor. Elif için özel bir çalışma yok ama ilk bölümlerde oturmuyor karakter ama daha sonra ‘Elif bunu yapmaz’ demeye bile başlıyorsunuz. Şu anda rayında, Elif’in ne yapıp yapmayacağını anlayabiliyorum.

Tasarım işleri yapan bir şirket kurduğunuzu duyduk...
Peyzaj mimarı bir arkadaşımla ‘Fol ve Yumurta’ adlı tasarım şirketi kurduk. Obje tasarımı yapıyoruz ama biraz buluş patentli şeyler, Zihni Sinir projeleri gibi. Satışı internetten yapacağız ama herkesin ulaşabileceği noktalar da olacak. Babam mimar, annem de resim yapar, genetik olarak çizimle ilişkim var. Arkadaşlarım da bana yetenekli olduğumu söylerdi ama hiç iş olarak düşünmemiştim. Bir gün karar verip hayata geçirmeye başladık. Çok keyifli, durduramadığım bir nokta.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
angellllll
Moderatör
Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 1162
Yaş : 24
Nerden : gamzeli sendromlulardan
TAKIMLAR :
RUH HALLERİ :
Kayıt tarihi : 15/10/08

MesajKonu: Geri: küçük kadınlardan röportaj   Salı Kas. 25, 2008 5:53 pm

paylasımın için saol

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
küçük kadınlardan röportaj
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» İşte Tokio Hotel hayranlarına bir röportaj...
» Ekin TÜRKMEN [ röportaj ]
» Hz.Hamza'nın Ciğerini Yiyen Kadın Nasıl Sahabi Oldu
» PKK'lı bir kadının itirafları
» Kadınların Silaha İlgisi Artıyor

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
hande soral fan :: HANDE SORAL :: Hande Soral Reportaj-
Buraya geçin:  
forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz bir blog yaratın